Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Google

ÖYLESİNE BLOK

19 tane "tv" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"tv" tagli diger ogeler resimler , videolar

Jolie'nin ikizleri doğdu

olieane Güzel yıldız Angelina Jolie anne oldu..

Amerika'da yayınlanan Entertainment Tonight (Gece Eğlencesi) isimli popüler TV programının internet sitesi, Angelina Jolie'nin (32) Fransa'da ikiz kızlarını doğurduğunu duyurdu. Ünlü TV programı doğumla ilgili başka bir detay vermezken, haberi güzel yıldıza çok yakın bir kaynağa dayandırdı. Angelina Jolie ve bebeklerinin babası Brad Pitt'in basın sözcüleri ise konuyla ilgili herhangi bir açıklama yapmadı. İnternet sitesinin haberine göre, çiftin Fransa'da dünyaya geçen beşinci ve altıncı çocuklarına Isla Marcheline ve Amelie Jane Jolie- Pitt isimleri verildi. Çiftin 2 yaşındaki Shiloh adlı kız çocuklarının yanı sıra, evlatlık edindikleri Maddox (6), Pax (4) ve Zahara (3) isimli dört çocuğu daha bulunuyor.

Bir şaka nelere mal olmuş

Avustralya´da devlete ait bir sirketin umum müdürlügünü yapan bir adama

yaninda çalisanlarin küçük bir sakasi çok pahalliya mal olmus.

Yilbasi dolayisi ile sirket çalisanlari ve aileleri için tertip edilen bir

eglencede, müdür masa üzerinde cüzdanini birakip tuvalete gitmis. Adamin

cüzdanini karistirip loto biletini bulan yardimcisi biletteki numaralari

bir yere kayit etmis ve gidip garson kiz ile bir seyler konusmus. Adam

tuvaletten döndükten biraz sonra garson kiz salonun ortasina gelip

"Yilbasi lotosu biraz önce çekildi, bir kisi alti bildi, tam 15 milyon dolar kazandi,

size kazanan numaralari okuyorum.." deyip adamin numaralarini okumus.

Müdür cüzdanindan biletini çikartmis, numaralari kontrol etmis bir

sararmis, bir kizarmis. Garson kizi çagirip numaralari bir daha

ögrenmis, biletini bir daha kontrol etmis. Bir kadeh viskiyi dibine kadar içtikten

sonra ayaga kalkmis ve söyle demis:

"Sizlere kisa bir açiklamam var, senelerden beri çalistigim bu sirketten vesizlerden

nefret ediyorum. Karimi ve çocuklarimi da hiç sevmiyorum, alti aydan beri

sekreterim ile sevismekteyim. Artik hepinizin cani cehenneme,

ben sekreterimi alip Amerika´ya gidiyorum,

çünkü: lotodan tam 15 milyon dolar kazandim!"

Hakiki bir hikayenin, bir meslek hayatinin ve bir evliligin sonu

En seksi reklam

REKKLAMElektronik ve beyaz eşya firması Samsung'un yeni çıkan LCD televizyonu için çektiği reklam, İngiltere'de gündem yarattı...

 

3.Sayfa güzelleri olarak bilinen Nikkala ve Peta'nın futbol marifetlerini sergilediği reklam bu aralar İngiltere'nin en sevilenleri arasında. Ayrıca internette rekora gidiyor.

Dünyaca ünlü Middlesex stüdyolarında çekilen reklamda rol alan 'Chelsa' taraftarı Nikkala The Sun'a yaptığı açıklamada 'Ben genelde sadece iyi bir futbol izleyecisiyim, oynamayı oğlanlara bırakıyorum. Fakat bu reklam için öğrendiğimiz pek çok numara benim içinde çok eğlenceyliydi. Hemen belitmeliyim ki öğrenmek günlerimi aldı. Reklamı izleyince iyi ki oynamışım diye düşündüm gerçekten çok güzel oldu' dedi.

Ne diyelim bu fikri Samsung için bulan dahiyi kutlamak lazım...

reklamı izlemek için:

http://h2.haberturk.com/Video.aspx?ID=1249

'Süha Abi'nin yüzü güldü

suha 'Var mısın Yok musun'un 150. programında sürpriz..

Acun Ilıcalı'nın sunduğu "Var mısın Yok musun?" adlı yarışmada dün akşam Türkiye'nin "Süha Abi"si yarıştı.

Daha önce yarışmacılara "150. programda kimin yarışmasını istersiniz?" sorusunu yönelten Acun Ilıcalı, diğer yarışmacıların kararıyla 150. program'da "Süha abi"nin yarışacağını açıklamıştı.

Yarışmaya 18 numaralı kutuyu seçerek başlayan Süha Bey, ilk etaplarda başarılı tercihler yaptı. Yarışmanın sonlarına doğru ise büyük ikramiyeleri açtırması moralleri biraz bozdu.

Son dörde 100 YTL, 125.000 YTL ve iki tane 500.000 YTL bırakmayı başaran Süha Bey, "Hamdi Bey" in 125.000 YTL'lik teklifi karşısında oldukça mutlu oldu. Karar vermekte zorlanan ancak iki tane 500.000 YTL olasılığını da düşünen Süha Bey, tam devam kararı almışken, Hamdi Bey'in rekor teklifini 146.000 YTL'ye yükseltmesiyle bir kez daha kararsız kaldı. Süha Bey, uzun bir düşünme sürecinin ardından "Hamdi Bey" in 146.000 YTL'lik teklifini kabul ettiğini açıkladı.

Stüdyoda büyük bir sevinç yaşanırken, Süha Bey'in ne kadar doğru bir karar verdiği kalan kutuları açtırmasıyla ortaya çıktı. 500.000 YTL'nin bulunduğu iki kutuyu peş peşe açtıran Süha Bey'in 18 numaralı kutusundan ise 125.000 YTL ikramiye çıktı.

Programa Süha Bey'in en sevdiği futbolcu olan Hakan Şükür ve Avrupa Yakası dizisinin yıldızı "Burhan Altıntop" katılması büyük sürpriz oldu.

Muro'yu tanıdınız mı?

muroeski 'Kurtlar Vadisi'nin 'sert' karakteri eski halleriyle "Nereden nereye?" dedirtiyor.

Birçok dizi ve sinema filminde rol aldıktan sonra "Kurtlar Vadisi Pusu"da 'Muro' karakteriyle yıldızı parlayan Mustafa Üstündağ'ın eski rolleri Muro'nun yanından bile geçmiyor.

 Resimleri sitemizde bulabilirsiniz:

http://oylesineblok.bloggum.com/resim/12k.html

http://oylesineblok.bloggum.com/resim/10k.html

http://oylesineblok.bloggum.com/resim/8k.html

http://oylesineblok.bloggum.com/resim/5k.html

http://oylesineblok.bloggum.com/resim/4k.html

http://oylesineblok.bloggum.com/resim/2k-0.html

 

14.KRAL TV VİDEO MÜZİK ÖDÜLLERİ

1  Bu yıl 14.sü düzenlenen Kral TV Video Müzik Ödülleri İstanbul Gösteri Merkezi’nde düzenlenen muhteşem bir törene ev sahipliği yaptı.

Sunuculuğunu güzel ve başarılı oyuncu Dolunay Soysert’in üstlendiği geceye, müzik ve sanat dünyasının ünlü simaları katıldı. Arif Sağ, Ferhat Göçer, Hakan Aysev, Aslı Omağ, Canan Sezgin, Zekai Tunca,Ümit Besen, Berdan Mardini, Ercan Saatçi, Hakan Altuğ, Manken Nilay Dorsa, Sibel Tüzün, Atilla Özdemiroğlu, Metin Özülkü, Hüsnü Şenlendirici, Ferdi Tayfur,Demet Akalın, İsmail Yk, Hayko Cepkin, Vokaliz Grubu, 4yüz, Ali Kocatepe, Moğollar, Ozan Doğulu, Burak Kut, İskender Paydaş, İzzet Öz, Meral Konrad, Yeliz Yeşilmen, Ümit Aksoy, Mercan Alev geceye katılan isimler arasındaydı.

60 kişilik dev bir Senfoni Orkestrası ve 50 kişiden oluşan TRT Halk Müziği Çocuk ve Gençlik Korosu gecede muhteşem bir müzik şöleni sundu. Gecenin Orkestra Şefleri Zafer Gündoğdu ve Mehmet Çelik ile aranjör Cihan Sezer’in düzenlediği seçkin eserler dinleyenlerden büyük alkış aldı. Fidayda, Uzun İnce Bir Yoldayım, Endülüs’te Raks, Gönül, Özgürlük, Issızlığın Ortasında, Bir Çocuk Sevdim, Gönül Dağı ve Alim Gitme Pazara müziğin usta yorumcuları tarafından seslendirildi.

Arif Sağ ve kendisine eşlik eden 13 yaşındaki küçük müzisyen Cem Koca ile, Kubat, Hakan Aysev & Aslı Omağ, Ferhat Göçer & Tuba Önal, Moğollar, 2006 yılında İtalya’da 49. Zecchino D’oro şarkı yarışmasında Zülfü Livaneli’nin “Özgürlük” adlı eserini seslendirerek ülkemizi temsil eden Deniz Ünel, Zekai Tunca & Canan Sezg
in yorumlarıyla geceye renk kattı.

Gecenin bir diğer sürprizi ise usta oyuncu Müjdat Gezen’di. Sanatçı, gecede sahne showları ve esprileri ile izleyenlere hoş vakit geçirtti.

14. Kral TV Video Müzik Ödülleri gecesi bu yıl geçen yıllardan farklı olarak tüm eser sahiplerine adandı. Bu yıl 14 kategori ödüllünün yanı sıra 2 Onur Ödülü ve 4 Jüri Özel Ödülü de verildi.







14. KRAL TV VİDEO MÜZİK ÖDÜLLERİNDE ÖDÜL ALAN SANATÇILAR


Kral TV Özel Ödülü:

• Ulus Müzik 81 il 81 CD çalışmasıyla Türk Halk Müziğine Katkıları nedeniyle
• Rec By Saatchi Ercan Saatçi Mucize Nağmeler çalışmasıyla Türk Sanat Müziğine Katkıları nedeniyle




Jüri Onur Ödülü:

• Neşet Ertaş
• Özdemir Erdoğan
• Erkin Koray
• Aysel Gürel


Kral FM Özel Ödülü:

• Ferhat Göçer


ÖDÜL VERİLEN 14 KATEGORİ:

• TSM en iyi sanatçı: FERDİ TAYFUR
• THM en iyi kadın sanatçı: ARZU
• THM en iyi erkek sanatçı: TURGAY BAŞYAYLA
• En iyi çıkış yapan grup: ÖYKÜ & BERK
• En iyi grup: HEPSİ
• Rock en iyi sanatçı: EMRE AYDIN
• En iyi çıkış yapan kadın sanatçı: SILA
• En iyi çıkış yapan erkek sanatçı: EKREM DÜZGÜNOĞLU
• Arabesk en iyi erkek sanatçı: İSMAİL YK
• Arabesk en iyi kadın sanatçı: SİBEL CAN
• Yılın klibi: CAN ATİLLA – AŞK-I HÜRREM
• Pop en iyi kadın sanatçı: DEMET AKALIN
• Pop en iyi erkek sanatçı: FERHAT GÖÇER
• Yılın şarkısı: KUTSİ İLANI-AŞK

Sony'i zarara sürükleyen oyun

laystation33 Playstation 3'ün pazar payını kaybetmesi zararın ana nedeni olarak gösteriliyor.

Japon  elektronik devi Sony, 2008'in ilk çeyreğinde 45 milyon dolar zarar açıkladı. Playstation 3 'ün pazar payını kaybetmesi zararın ana nedeni olarak gösteriliyor. 
 
 
Dünyanın ikinci en büyük tüketici elektroniği üreticisi Sony yılın ilk çeyreğinde 45 milyon dolar zarar ettiğini açıkladı. Sony'nin ilk çeyrekte zarar yazması Japon ekonomi çevrelerinde 'sürpriz' olarak nitelendirildi.

Uzmanlara göre şirket bu zararı elektronikten değil, Playstation 3'ün Nintendo Wii karşısında pazar payı kaybetmesine bağlıyor. Playstation 3'ün pazar payı kaybetmesinin başında ise pahalı oyunlar geliyor.

ZARARI LCD İLE KAPATACAK

Analistler, Sony'nin ilk çeyrekte zarar yazmasına rağmen LCD satışlarıyla gelecek yıl kara geçeceğini söyledi. Sony, Mart 2009'a kadar 17 milyon LCD TV satmayı hedefliyor. Yetkililer, kategori anlamında dijital kamera ve LVD TV satışlarının büyük kar getirdiğini, satışların böyle devam etmesi halinde ise gelecek yılın ilk çeyreğinde şirketin kar yazacağını söyledi.

Sony, 2010'da LCD TV paneli üretmek için bir başka Japon elektronik devi Sharp'ın LCD fabrikasını satın almayı düşünüyor. Sony bu farbikayı satın alırsa burada Samsıng ile ortak LCD paneli üretecek.

Analistler, Sony'nin ilk çeyrek zararının sürpriz olduğunu, şirketin oyun konsolu ve TV satışlarında dengeyi yakalayabilmesi halinde zararın kara dönüşme ihtimalinin çok büyük olduğunu söyledi.

Gazeteport

"Mahsun yüzünden bana iş yok"

erollkuttu Usta tiyatrocu 'Beyaz Melek'te oynadığı için artık iş bulamıyor.

Erol Günaydın, Mahsun Kırmızıgül'ün filminde rol aldığı için kendisine iş verilmediğini iddia etti.


Erol Günaydın, Mahsun Kırmızıgül'ün "Beyaz Melek" filminde rol aldığı için artık kendisine iş verilmediğini iddia etti. Hafta Sonu dergisine konuşan Erol Günaydın, "Tıpkı Yılmaz Güney’le çalıştıktan sonra işsiz kaldığım gibi, şimdi de Mahsun Kırmızıgül’ün filminde oynadığım için işsiz kaldım. 'Beyaz Melek'te oynadık diye, Mahsun’u övdük diye artık kimse bana iş vermiyor" dedi.

Erol Bey, var mı yeni çalışmalar?

- Olmaz mı, olmaz mı! Şimdi Beylikdüzü Belediyesi’nin organizasyonuyla o bölgedeki bir eğlence merkezine kurulan bir tiyatro var. Bu tiyatronun adını Erol Günaydın Sahnesi koydular. Yaşarken böyle bir şeyi görmek beni çok mutlu etti. Tiyatro Günü’nde oraya gidip tiyatroseverlerle sohbetler ettim. Onlara söz verdim, orada bazı gösteriler sunacağım. Oradaki amatör toplulukla Ramazan eğlenceleri için şimdiden kolları sıvadık bile. Oradaki çalışmalarımıza 
karar verdikten sonra Okan Bayülgen’le konuştuk, ona anlattım durumu. Ve o da Ramazan eğlenceleriyle ilgili bu gösteriyi Nişantaşı’nda yapmanın daha güzel olacağını söyledi. Şimdi buna karar verdik. Ben meddah olacağım ama bu gösterinin içinde Hacivat ile Karagöz de, kantolar da, Direkler Arası da olacak. Bu gösteriye "Mazi Kalbimde Yara" adını verdik. Hazırlıklarımız sürüyor.

Meddah demişken, sormak istiyorum. Siz Türkiye’de meddah sanatının son temsilcisisiniz. Günümüzde meddah değil de, stand-up diyorlar bu olaya. Bunlar aynı paralelde sanatlar mı, yoksa farklılıkları var mı?

- Çok farklılıkları var. Tek benzerlikleri tek kişi tarafından sunulması. Meddah dediğimiz olayda tek kişi çıkıyor sahneye ve bir tiyatro ekibinin yaptıklarını yapıyor. Stand-up dediğimiz olayda ise sahneye çıkan kişi lak lak yapıyor. Zaten bu gösteriden sonra dışarı çıkanların aklında kalan bir şey olmuyor ki. Sadece o anda gülüp eğleniyorlar o kadar. Şimdikiler anlık kahkahalar attırıyor. İşi ucuzlattılar, kolaylattılar. Bu olay sadece para kazandırır insana, başka bir şey yaptırmaz. 

Yetenekli ve ünlü stand-up’çılarımızdan kapınızı çalan, sizden bilgi alan, fikir soran oldu mu, oluyor mu?

- Hayır, olmadı. Ben bazen mesajlar veren, siyasetle ilgili espriler yapın da dedim onlara. Ama "Biz başımıza iş almak istemiyoruz abi, ne şiş yansın ne kebap" dediler. 

Ancak gerçek sanatın içinde de şişler kebaplar yanmalı, değil mi?

- Elbette yanmalı. O şişler, kebaplar yanmazsa biz nasıl çıkacağız, Nazım’ın (Hikmet) dediği gibi aydınlıklara. Ben istiyorum ki, topluma bir şeyler versinler, mesaj versinler. Mesela Ferhan Şensoy yapıyor bunu, Metin Uca yapıyor. Gençlik dönemimden bugünlere gelene kadar çok siyasiler tanıdım, çok ihtilaller gördüm, çok dayaklar yedim, çok baskılarla karşılaştım.

Bu arada parayı pulu da ilk planda düşünmediniz galiba...

- Şu gördüğünüz bodrum katımdan başka bir şeyim yok. Parayı değil sevgiyi kazandım ben. Şimdi sokağa çıktığım anda herkesin babası, abisi, dedesi gibi ilgi ve sevgi görüyorum.

Sağlığınızı konuşalım Erol Bey, şu anda durum nasıl?

- Kanser hastasıyım, bunu gizlemeye gerek yok. Mide ve bağırsaklarım hasta. Bu ikili sancılar, akraba sancıları gibi. Beni rahat bırakmıyorlar. Şu an bile akraba sancıları devam ediyor.

Size şifa diliyoruz efendim.

- Sağol oğlum, sağol.

n "Beyaz Melek" filmi, Amerika’daki 41’inci Uluslararası Houston Film Festivali’nde "En İyi Yabancı Film" ve "En İyi Yönetmen Jüri Özel Ödülü"nü kazandı. Mahsun Kırmızıgül, "Bu iki ödülü filmde oynayan usta oyunculara armağan etmek istiyorum" dedi. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

- Bana telefon etti Mahsun, "Ödüller sizlerindir" dedi. Çok mutlu oldum.

Duygularınızı öğrenebilir miyiz?

- Herkes ileri geri konuştu. Mahsun için demediklerini bırakmadılar. Ben Mahsun’u tanımıyordum ki filmden evvel. Bir gün evimde oturuyordum, karşıma biri geldi oturdu. "Benim gözüm seni bir yerden ısırıyor" dedim. Mahsun Kırmızıgül’müş o.

 

Çünkü ben o güne kadar dinlememiştim bile. Arabeskleri de dinlemem pek. Mahsun Kırmızıgül, "Hocam sana bir rol teklif edeceğiz" dedi. Senaryoyu anlattı. O kadar güzel anlattı ki, "Sen meddah gibi ne güzel anlattın yahu. Ne kadar hoş bir senaryo, elbette oynarım" dedim. "Ben, kim çeksin diye düşünüyorum" dedi. "En iyi sen çekersin. Çünkü senaryoya o kadar hakimsin ki, en ince detayına kadar biliyorsun. Usta bir kameramanı yanına alırsan, sana resmin nasıl yapılacağını gösterir, sen de ona göre çekersin" dedim. Ben bu kadar pozitif elektrik veren, hiç sesini çıkarmadan büyük sabır gösteren bir adam görmedim. Mesela Nejat Uygur daha önce film çekmemiş, mizansen veriyoruz adama, kendi bildiğini oynuyor, başka şeyler söylüyor. Yazıyoruz, karşısına koyuyoruz. "Ben bunu böyle oynayacağım" diyor. Gece sabahlara kadar Nejat bizi hem güldürdü hem de mizansenlerini kendi yaptı. Ona da sağlık, sıhhat diliyorum. Umarım iyileşir.

Mahsun Kırmızıgül bu durum karşısında ne yaptı peki?

- Öyle bir sabır gösterdi ki Mahsun, sabahlara kadar çalışıyorduk. Sesini yükseltmedi, sinirlenmedi. Kendi set işçilerine bile son derece yumuşak davrandı. Tam bir Anadolu efendisi, delikanlısı bir adamdı. İş bittince "Ne kadar güzel bir iş" dedim. Sonrasında ayaklarım tutmaz oldu, damar tıkandı. Stent taktılar. Ama ben onun çalışmasına ve efendiliğine hayran oldum. "Yılmaz Güney’le çalışırken, herkes korkardı ondan ama çok efendi adamdı" dedim. "Vay efendim sen Yılmaz Güney’e mi benzetiyorsun onu" dediler. "O da sessiz sakin, işini bilen bir insan gibi çalışırdı" dedim. Yüksek ses kullandığını duymadım Yılmaz’ın. Bu adamcağız da sessiz sakin işini yapan bir delikanlı. Son derece saygılı bir biçimde işini yapan, ne diyeyim yani başka bir kusur mu bulayım. "Bırak ya kıronun teki!" mi diyeyim?

Siz Yılmaz Güney’i de tanıdınız. Hatta onun yüzünden işsiz de kaldınız değil mi?

- İşsiz de kaldım evet. Kimse iş vermedi. Şimdi de Mahsun’un filminde oynadık diye, Mahsun’u övdük diye kimse iş vermiyor. Yılmaz Güney’de yaşadığımı Mahsun’da farklı yaşıyorum.


 
Atatürk’ü görmek büyük mutluluktu

Atatürk’ün 1937’deki Trabzon gezisini hatırlıyorsunuz. Çünkü babanız sizi omzuna alarak Gazi’yi karşılamaya gitmişti o gün. O günü anlatır mısınız?

- Ufacıktım. Beni aldı omzuna çıkardı babam. Trabzon’dan geçen paşaların arasında Atatürk sivildi. "Paşam! Paşam! Çok yaşa!" diye bağırıyordum. Onu görmenin büyük mutluluğu içindeyim. Babam Atatürk’e çok düşkündü.

Yüksel Şengül-Kelebek

Sanal dünya gençleri 'keş' yapıyor

1 Bilgisayar bağımlısı gençler bir yandan 'oyun oynama' sürecinin bağımlısı olurken, diğer yandan da oyunu niçin oynadıklarını, bunun anlamının aslında ne olduğunu artık umursamaz oluyorlar.

Oxford Üniversitesi'nden Profesör Susan Greenfield, beyin ve sinir sistemi konularında dünyanın önde gelen uzmanlarından biri. Alzheimer hastalığıyla mücadele sürecinde, bilgisayar bağımlısı genç neslin de benzer bir beyinsel tahribat riski altında olduğunu iddia ediyor.

Fiziksel bir tahribattan öte, beynin işleyişi ile ilgili 'geri dönüşü olmayan' bir yapısal transformasyona maruz kalan genç nesil, artık kendi kendine düşünüp karar alamayan ve diğer insanlarla empati kuramayan insanlara dönüşmekte.

"Global siber dünya, bizim üç boyutlu gerçek dünyamızdan daha güvenli ve risksiz bir hayat sunarmış gibi görünüyor. Ama bilgi-işlem teknolojilerinin geldiği bu aşamada, siber dünyayla gerçek hayat arasındaki farkı ayırdetmekten aciz bir kuşak yetişmekte. Mesela ikiz kulelere gerçekten uçak çarptığına bile inanmayan insanlar var bu dünyada" diyor Susan Greenfield.

ID: The Quest for Identity in the 21st Century adlı yeni kitabında, Profesör Greenfield yeni neslin beyinsel işlev bozukluğu nedeniyle kişilik kaybına uğramakta olduğunu iddia ediyor.

Bilimsel çalışmalarını yürütürken Oxford'taki laboratuarı ile Londra'daki Kraliyet enstitüsü arasında mekik dokuyan Greenfield, Lordlar Kamarası başta olmak üzere üst düzey sosyal ve bilimsel toplantılara konuşmacı olarak katılarak zihinsel yapı ve beynin işleyişi hakkındaki teoriler hakkında kamuoyunu bilgilendiriyor.

Çok yoğun programına rağmen geçenlerde İngiliz The Times gazetesine verdiği bir röportajda Profesör Greenfield yeni nesilde hızla yükselen suç oranlarının da bu zihinsel bozulmanın sonucu olabileceğini düşündüren teorilerini açıklama fırsatı buldu.

Çok özetle ifade edilecek olursa, Profesör Greenfield'İn 'Hiç kimse teorisi' adını verdiği teorisine göre, bilgisayar oyunları ve sanal dünya; genç neslin algısına göre süreçleri, içerik kavramının önüne yerleştiriyor.

BAĞIMLI YAPIYOR

Amacınızın şatoda hapsedilmiş bir prensesi kurtarmak olduğu bir bilgisayar oyununu oynadığınızı düşünün. Bu oyun sürecinde bir sürü canavarı ve kötü adamı öldürüp en sonunda şatoya girip prensesi kurtaracaksınız.

Prensesin kim olduğu, şatoya niye hapsedildiği gibi sorular artık sizin için önemini kaybediyor, bunları düşünmüyorsunuz bile. Diğer yandan, bu oyunun oynanması 'süreci'nde beyniniz dopamin adlı bir hormon salgılıyor. Bu hormon, bağımlılık yaratan bir hormondur ve beyniniz bu hormonu yeterince salgılamazsa huzursuz ve mutsuz oluyorsunuz.

İşte bu noktada bilgisayar bağımlısı gençler bir yandan 'oyun oynama' sürecinin bağımlısı olurlarken diğer yandan da oyunu niçin oynadıklarını, bunun anlamının aslında ne olduğunu artık umursamaz oluyorlar.

ZİHİNSEL DEĞİŞİM KİŞİLİK YAPISINI YOK EDİYOR

Sadece bir prensesi şatodan kurtarmakla ilgili basit bir bilgisayar oyunuyla sınırlı kalsayı bu bir sorun yaratmayabilirdi. Ancak iş şiddet içerikli bilgisayar oyunlarına geldiğinde durum birden ciddileşiyor:

Çünkü genç beyinler açısından oyundaki sanal bir karakteri öldürmekle sokakta gerçek bir kişiyi öldürmek arasındaki etik ve fiziksel farklılıklar giderek bulanıklaşıyor. Beyin ve zihin yapısının bu noktada geçirdiği değişim, genç insanlarda 'kişiliğin yok olmasına' neden olmakta.

Aslında Profesör Greenfield bir eğitimci veya çocuk gelişimi uzmanı değil. Onun uzmanlık alanı, insan beyni ve bilincin karşılıklı biyo-kimyasal etkileşimleri. Neuro-bilimsel çalışmalarına odaklanmış bu Profesör için, elde ettiği biyolojik bulguların toplumsal hayatta yaratacağı uzun dönemli etkiler belirsizliğini korumakta.

Kimi öldürdüğünü, bunu niçin yaptığını umursamaksızın 'birilerini öldürme' sürecine bağımlı hale gelen ve gerçek hayatla sanal dünya arasındaki farkları ayırdetmekte giderek zorlanan bir neslin aydınlık bir gelecek vaadetmediği çok açık.

Profesör Greenfield ise "Kendi bireysel bilincini terkederek 'Hiç kimse' olmayı kabullenen bu gençler, giderek köktenci olacaklardır. Eğitim konusunda bugüne kadar bildiklerimiz ve öğrendiklerimiz ise bu süreci geri döndürmeye yetmeyebilir" uyarısında bulunuyor.

"Sakın arkanızı dönmeyin Bülent Hanım"

1 Mini etek giyen Bülent Ersoy Osmantan ve Ebru'nun dilinden kurtulamadı

Popstar Alaturka’nın jüri üyesi Bülent Ersoy, bu haftada ilgi odağıydı.

Her hafta açıklamalarıyla adından söz ettiren Diva bu hafta da giydiği mini etekle 18'lik kız gibi olmuştu.

Program boyunca ilgi odağı olan Diva'ya Osmantan erkır ve Ebru Gündeş takılmadan edemedi. Mini eteğini dillerine dolayan sevgililerden 

 

2

Ebru Gündeş, “Bülent Hanım lütfen ayağa kalkar mısınız? Bu akşamki kıyafet size müthiş yakışmış” diye takılmasının ardından Osmantan Erkır da “Sakın arkanızı dönmeyin” diyerek Diva’yı  esprili bir şekilde uyardı...


Get your own Chat Box! Go Large!