Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
Google

ÖYLESİNE BLOK

18 tane "siyaset" etiketli yazı bulundu (sayfa 1)"siyaset" tagli diger ogeler resimler , videolar

Anneler daha çok dövüyor

2 Kadınların, erkeklere oranla daha çok şiddete başvurduğu ortaya çıktı.

Karşılıksız sevginin simgesi anneler, 'şiddet odağı' çıktı. Araştırmalar kadınların, çocuklarını erkeklerden daha fazla dövdüğünü ispatladı.

Şiddetin sıkça yaşandığı dünyada fatura bu kez annelere çıktı! Hayatboyu Eğitim Gelişim Derneği'nin (HEGEM) yaptığı araştırmalar, kadınların erkeklere oranla çocuklarını daha çok dövdüğünü gösterdi. Bu durumun, annelerin babalardan daha uzun süre çocukla ilgilenmelerine de bağlı olduğunu belirten uzmanlar, suçun temelini ise modernleşen hayata bağladı.

BETONLAŞMA SORUNU

HEGEM Başkanı Adem Solak, çocuklara fiziksel şiddet yanında duygusal şiddet de uygulandığını belirterek, "Betonlara hapsolan çocuklar da kadınlar da baskı altında" dedi.

Telekom hisseleri hafif primli açıldı

telekommm Poul Dony, "4.48-4.68 rakamı açılış için makul, bekleyip göreceğiz" dedi.

Türk Telekom hisselerinin, İstanbul Menkul
Kıymetler Borsasında işlem görmeye başlaması dolayısıyla, "Açılış Gongu
Töreni" yapıldı. Türk Telekomünikasyon A.Ş'nin halk arz
edilen 525 milyon YTL nominal değerli hisse senetleri, halka arz fiyatı
olan 4,60 YTL baz fiyat ve ''TTKOM'' koduyla Ulusal Pazar'da işlem
görmeye başladı.


Türk Telekom hisselerinin borsada işlem görmesi dolayısıyla açılış
seansı öncesinde düzenlenen törende Türk Telekom Genel Müdürü Paul
Doany, çanı çalarken, İMKB Başkanı Hüseyin Erkan ve salonda bulunanlar
da hep birlikte 10'dan geriye doğru saydı.

Türk Telekom hisse senetleri İMKB Ulusal Pazar İkincil Piyasada "TTKOM"
koduyla işlem görmeye başladı.
Türk Telekom İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Paul Doany, Türk Telekom hisselerinin halka arz fiyatıyla ilgili tartışmalar konusunda, "Halka arz fiyatının doğru olup olmadığını zaman gösterecek" dedi.  
 
  
Doany, Türk Telekom hisselerinin Borsada işlem görmesi dolayısıyla açılış seansı öncesinde düzenlenen törende yaptığı konuşmada, halka arz edilmiş bir şirket olmaktan dolayı gurur duyduklarını söyledi.

Törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Doany, hisse alabilmeleri için Türk Telekom çalışanlarına avans ödemesi yapılmasına ilişkin soru üzerine, 20 bin Türk Telekom çalışanının ön talepte bulunduğunun doğru olmadığını, oradaki rakamın 2 bin olduğunu aktardı.

Avans verilmesinin ise şirket kuralları çerçevesinde yapıldığını ifade eden Doany, halka arz mevzuatı dışında herhangi bir uygulama yapılmadığının altını çizdi.

Şirket hisse fiyatlarına ilişkin bir soru üzerine de Doany, şunları kaydetti:

"Burada biliyorsunuz şirketin değeri; şirket yönetimi tarafından değil, piyasa tarafından belirlenen bir şey. Geçen yıl Ekim ayında Özelleştirme İdaresi bize bir mektup gönderdi ve şirketin halka arza hazırlanmasını rica etti. Yıl sonuna kadar biz de bu şekilde çalıştık. Bu sırada uluslararası piyasalarda değişiklikler oldu. Buradaki fiyat, kontrol hisseleri düşünülerek, onlar hesap edilerek yapılan bir şey..."

Fiyatın, şirketin niteliğine göre yapıldığını anlatan Doany, "Burada tabii ki fiyatı belirleyen şey, alacağınız taleple alakalı. 4 - 4,5 YTL arasında bir fiyat aralığında, verdiğinizden daha çok talep görmek çok daha sağlıklı..." dedi.

Şirketin yüzde 100'ünün satılması durumunda tek seferde yüksek fiyattan bunun gerçekleşebileceğini aktaran Doany, şöyle devam etti:

"Bizim modelimizde ise önce özelleştirme ihalesi yapıldı ve şirketin yüzde 55'i özelleştirildi. Sonra Hazine'ye ait yüzde 45'in bir kısmı halka arz edildi. Hissedarlık anlaşmasına göre bizim yükümlülüğümüz Hükümetin karar verdiği tarihte hazır olacak şekilde şirketi halka arza hazırlamaktı. Halka arzın şu anda yapılması, yakın zamanda olan bir gelişme yüzünden değil. Oger Telekom'un ödediği fiyat açısından düşünüldüğünde de fiyat düşük olabilir. Tabii ki bütün hissedarlar hisse değerlerinin mümkün olduğu kadar yüksek olmasını isterler."

Türk Telekom'un halka arzının İMKB için de iyi bir fırsat olduğunu ifade eden Doany, "Memnun olduğumuz başka bir şey de çok fazla Türk Telekom çalışanının hisse alabilmiş olması. Bütün bu faktörleri dikkate aldığımızda fiyatın doğru olup olmadığını zaman gösterecek..." dedi.

Türk Telekom'un şirketin değerini artırmak için çalışacaklarını ifade eden Doany, "Ama halka arz edilmiş bir şirket olmak bizi çok iyi bir konuma getiriyor. Çünkü biz iki hissedara değil artık halka raporlama yaptığımız için bu raporlama sistemlerinin sağlıklı ve şeffaf olacağını düşünüyoruz. Biz halka arzın şirket için faydalı olacağını düşünüyoruz. Şirketin daha iyi performans göstermesine yardımcı olacak..." diye konuştu.

Yerli yatırımcılara daha fazla pay ayrılmasını çok olumlu bir adım olarak gördüklerini de dile getiren Doany, içerden gelen talep bu kadar yüksek iken bu oranın artırılmasının çok iyi olduğunu, yüksek sayıda yeni yerli yatırımcının ilk kez hisse aldıklarını kaydetti.

Hisse senetleri açılıştan sonraki ilk 45 dakika içinde 4,48-4,68 YTL
fiyat aralığında işlem gördü. Saat 10.25 itibariyle Türk Telekom
hisseleri 4,60 YTL'den işlem görüyordu. İşlem hacminin önemli bölümünü
de Türk Telekom hisseleri oluşturdu. Saat 10.25'te gerçekleşen toplam
653,5 milyon YTL'lik hacmin 495,0 milyon YTL'si Türk Telekom
hisselerinin alım satımından oluştu.

Türk Telekomünikasyon A.Ş'nin 525 milyon YTL nominal değerli hisse
senetleri, 7-8-9 Mayıs 2008 tarihlerinde 3 gün süre ile halka arz
edildi. Şirketin (A), (B) ve (C) grubu hisse senetleri imtiyazlı
olduğundan, halka arz edilen (D) grubu hamiline yazılı hisse senetleri
ile aynı sırada işlem göremiyor. Şirketin işlem sırasına gönderilecek
emirlerde maksimum lot miktarı 50 bin olarak uygulanıyor.

Şirketin Hazine Müsteşarlığının portföyünde bulunan ek satış dahil 603
milyon 750 bin YTL nominal değerdeki payları ile ilgili olarak 28-30
Nisan 2008 tarihleri arasında ön talep toplandı. Söz konusu paylar
Sermaye Piyasası Kurulu tarafından 2 Mayıs 2008 tarihinde kayda alındı.

''En İyi Gayret Aracılığı'' yöntemine göre gerçekleştirilen halka arza,
konsorsiyum lideri Garanti Yatırım ile konsorsiyum eş lideri olarak 5
aracı kurum ve konsorsiyum üyesi 30 aracı kurum aracılık etti. Halka
arzda beheri 1,00 YTL nominal değerli bir payın satış fiyatı 3,90-4,70
YTL aralığında belirlendi, nihai halka arz fiyatı 4,60 YTL olarak tespit
edildi.

Halka arz sonucunda halka arz edilen hisse miktarı nominal 525 milyon
YTL, satış hasılatı 2 milyar 367 milyon 574 bin YTL ve şirketin halka
açıklık oranı yüzde 15 olarak gerçekleşti. Halk arz neticesinde ek satış
hakkının kullanılmamasına karar verildi.

İstihdam paketi yasalaştı!

isci Yasayla, asıl işveren ile alt işveren arasında kurulan ilişkinin yazılı yapılması şartı getirildi.

İş Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda kabul edildi.

Buna göre, iş alan alt işveren, kendi iş yerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı işverenlik sözleşmesini, gerekli belgelerle, çalışma bölge müdürlüklerine bildirecek.

Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu iş yerine ait belgeler, gerektiğinde iş müfettişlerince incelenecek. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu, işverene tebliğ edilecek.

İşveren, bu rapora, tebliğ tarihinden itibaren 6 iş günü içinde yetkili iş mahkemesine itiraz edebilecek. İtiraz üzerine verilen kararlar, kesin sayılacak.

Eğer itiraz edilmemiş veya mahkeme, muvazaalı işlemin tespitini onamışsa, tescil iptal edilecek. Alt işverenin işçileri, başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılacak.

-ÖZÜRLÜ ÇALIŞTIRMA ZORUNLULUĞU-

Düzenlemeyle İş Kanunundaki özürlü, eski hükümlü ve terör mağdurlarının çalıştırılma zorunluluğuna da yeni düzenleme getirilerek, eski hükümlü ve terör mağdurları için işverene getirilen zorunlu istihdam kaldırıldı.

Özel sektörde daha önce işçi sayısının yüzde 6 oranında özürlü çalıştırma şartı, yüzde 3'e indirildi. İşverenler, 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör iş yerlerinde, yüzde 3 özürlü, kamu iş yerlerinde ise yüzde 4 özürlü ve yüzde 2 eski hükümlü işçiyi, meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştıracaklar.

Eski hükümlü çalıştırılmasında, kanunlardaki kamu güvenliğiyle ilgili hizmetlere ilişkin özel hükümler korunacak.

-İŞVEREN HİSSESİ HAZİNECE KARŞILANACAK-

Özel sektörün çalıştırmakta zorunlu olduğu yüzde 3'lük özürlü kontenjanında istihdam edilenlerin primleri, işveren adına Hazine ödeyecek.

Yükümlü olmadıkları halde özürlü çalıştıran veya kontenjan fazlası özürlü çalıştıran işverenlerin, bu şekilde çalıştırdıkları özürlülerin primlerinin yarısı da Hazine tarafından karşılanacak.

Hazinece, Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden karşılanacak.

Hazinece karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmayacak.

Bu maddeye aykırılık hallerinde tahsil edilecek cezalar, özürlülerin mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyonu, kendi işini kurmaları, özürlünün iş bulmasını sağlayacak destek teknolojileri ve bu gibi projelerde kullanılacak.

-İŞ YERİ KURMA İZNİ KALDIRILIYOR-

ILO sözleşmesinde belirtildiği şekilde, iş yerlerinde sağlığa zararlı risklerin tanımlanması ve değerlendirilmesi zorunluluğu getiriliyor.

İş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliği şartlarının belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması, iş yerlerinde kullanılan araç, gereç, makine ve ham maddeler yüzünden çıkabilecek iş kazaları ve meslek hastalıklarının önlenmesi ve özel durumları sebebiyle korunması gereken kişilerin çalışma şartlarının düzenlenmesi Sağlık Bakanlığının görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenecek.

Ayrıca iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygunluğu yönünden; işçi sayısı, işin ve iş yerinin özellikleri ile tehlikesi dikkate alınarak işletme belgesi alması gereken iş yerleri ile belgelendirilmesi gereken işler veya ürünler ve bu belge veya belgelerin alınmasına ilişkin usul ve esaslar, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili konularda yapılacak risk değerlendirmesi, kontrol, ölçüm, inceleme ve araştırmaların usul ve esasları ile bunları yapacak kişi ve kuruluşların niteliklerinin belirlenmesi, gerekli iznin verilmesi ve verilen iznin iptal edilmesi hususlarına da yönetmelikte yer verilecek.

-İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ...-

İşverenler; devamlı olarak en az 50 işçi çalıştırdıkları iş yerlerinde alınması gereken iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin belirlenmesi ve uygulanmasının izlenmesi, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesi, işçilerin ilk yardım ve acil tedavi ile koruyucu sağlık ve güvenlik hizmetlerinin yürütülmesi amacıyla, iş yerindeki işçi sayısı, iş yerinin niteliği ve işin tehlike sınıf ve derecesine göre; bir iş yeri sağlık ve güvenlik birimi oluşturmakla, bir veya birden fazla iş yeri hekimi ile gerektiğinde diğer sağlık personelini görevlendirmekle, sanayiden sayılan işlerde iş güvenliği uzmanı olan bir veya birden fazla mühendis veya teknik elemanı görevlendirmekle yükümlü olacak.

İşverenler, bu yükümlülüklerinin tamamını veya bir kısmını, bünyesinde çalıştırdığı ve çıkarılacak yönetmelikte belirtilen vasıflara sahip personel ile yerine getirebileceği gibi, işletme dışında kurulu ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden hizmet alarak da yerine getirebilecek. Bu şekilde hizmet alınması işverenin sorumluklarını ortadan kaldırmayacak.

Kamu kurum ve kuruluşlarında çalıştırılmakta olan hekimler, çalışmakta oldukları kurum ve kuruluşların çalıştırdıkları işçilerin iş yeri hekimliği hizmetlerini yürütecek. Bu kurum ve kuruluşların diğer personel için oluşturulmuş olan sağlık birimleri, iş yeri sağlık ve güvenlik birimi olarak da kullanılabilecek.

-AĞIR VE TEHLİKELİ İŞLERDE EĞİTİM ZORUNLULUĞU...-

Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılacaklara, mesleki eğitim şartı aranacak. Mesleki eğitim almamış işçiler; 16 yaşını doldurmamış genç işçiler ve çocuklar gibi ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılamayacak.

Kreş kurma zorunluluğu bulunan işletmeler, bu hizmeti dışarıdan alabilecek. Dışarıdan bu hizmeti veren işletmelerle hizmet alımı yapabilecekler. Daha önce yönetmelikle belirtilen dışarıdan kreş hizmeti alımı, kanuna da konuluyor.

İş yerinin açılmasına izin vermeye yetkili belediyeler ile diğer ilgili makamlar bu izni vermeden önce, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca verilmesi gerekli işletme belgesinin varlığını araştıracak. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca işletme belgesi verilmemiş iş yerlerine belediyeler veya diğer ilgili makamlarca iş yeri açılma izni verilemeyecek.

Böylece, iş yerlerinin kurulmasıyla ilgili prosedürler hafifletilerek, iş yerlerinin kurulmasını özendirmek amacıyla kurma izni alma mecburiyeti kanun metninden çıkarılıyor. İşletme belgesi alınması konusu ise yönetmelikle belirlenecek.

-MUVAZAALI BİLDİRİME 10 BİN YTL CEZA-

Yaptığı işle ilgili bölge müdürlüklerine bildirimde bulunmayan alt işverene, çalıştırdığı her işçi için 150 YTL, 16 yaşını doldurmamış genç işçiler, çocuklar ve mesleki eğitim almamış kişileri, ağır ve tehlikeli işlerde çalıştıranlara her işçi için 1000 YTL, iş yerini muvazaalı olarak bildiren asıl işveren ile alt işveren veya vekillerine ayrı ayrı 10 bin YTL idari para cezası verilecek.

İş yerinde alınmayan her iş sağlığı ve güvenliği önlemi için işverene 200 YTL ceza uygulanacak. Önlemlerin alınmaması halinde bu ceza her ay birer defa alınmaya devam edilecek.

Ağır ve tehlikeli işlerde çalıştırılan işçiler ile çalıştırılan 18 yaşından küçükler için doktor raporu almayan işverene, her işçi için 200 YTL ceza verilecek.

İş yerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almayan, araç ve gereçleri noksansız bulundurmayan işverenlere, işletme belgesi almadan iş yeri açanlara, faaliyeti durdurulan işi izin almadan devam ettiren veya kapatılan iş yerlerini izinsiz açanlara, iş sağlığı ve güvenliği kurullarınca alınan kararları uygulamayanlara 1000 YTL ceza uygulanacak.

Ağır ve tehlikeli işlerde 16 yaşından küçükleri çalıştıran işveren veya vekili, her işçi için 1000 YTL, mesleki eğitim almamış işçi çalıştıran işveren veya vekili ise her işçi için 500 YTL ceza ödeyecek.

Para cezaları, gerekçesi belirtilmek şartıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bölge Müdürü tarafından kesilecek. Özürlü çalıştırma şartına uymayanlar ile izin almadan iş arayanları işe yerleştirenlere uygulanacak ceza, Türkiye İş Kurumu İl Müdürü tarafından verilecek.

-SANAYİ, TİCARET, TARIM VE ORMAN İŞLERİNİN ESASLARI...-

   

Yasa, sanayiden, ticaretten, tarım ve orman işlerinden sayılacak işlerin esasları yeniden düzenliyor.

İş Kanununun uygulanması bakımından; sanayiden sayılacak işlerin esasları şöyle:

''Her türlü madenleri arama ve topraktan çıkarma, taş, kum ve kireç ocakları; ham, yarı ve tam yapılmış maddelerin işlenmesi, temizlenmesi, şeklinin değiştirilmesi, süslenmesi, satış için hazırlanması; her türlü kurma, onarma, sökme, dağıtma ve yıkma; bina yapılması ve onarımı, değiştirilmesi, bozulması, yıkılması ve bunlara yardımcı her türlü sınai yapım; yol, demir yolu, tramvay yolu, liman, kanal, baraj, hava alanı, dalgakıran, tünel, köprü, lağım ve kuyuların yapılması ve onarımı, batıkların çıkarılması ve bataklık kurutma; elektrik ve her çeşit muharrik kuvvetlerin elde edilmesi, değiştirilmesi, taşınması, kurma ve dağıtma; su ve gaz tesisatı kurma ve işletmesi; telefon, telgraf, telsiz, radyo ve televizyon kurma; gemi ve vapur yapımı, onarımı, değiştirilmesi ve bozup dağıtma; eşyanın istasyon, antrepo, iskele, limanlar ve hava alanlarında yükletilmesi, boşaltılması ve basımevleri.''

Ticaretten sayılacak işlerin esasları ise şöyle:

''Ham, yarı ve tam yapılmış her çeşit bitkisel, hayvani veya sınai ürün ve malların alımı ve satımı; bankacılık ve finans gibi para tedavülü ile ilgili işlerle, sigortacılık, komisyonculuk, depoculuk, ambarcılık, antrepoculuk; su ürünleri alımı, satımı; kara ve su avcılığı ve üreticiliği ile bu yoldan elde edilen ürünlerin saklanması ve taşınması.''

Tarım ve orman işlerinden sayılacak işlerin esasları da şöyle:

''Her çeşit meyveli ve meyvesiz bitkiler, çay, pamuk, tütün, elyaflı bitkiler, turunçgiller, pirinç, baklagiller, ağaç, ağaççık, omca, tohum, fide, fidan, sebze ve tarla ürünleri, yem ve süt bitkilerinin yetiştirilmesi, üretimi, ıslahı, araştırılması, bunlarla ilgili her türlü toprak işleri, ekim, dikim, aşı, budama, sulama, gübreleme, hasat, harman, devşirme, temizleme, hazırlama ve ayırma işleri, hastalık ve zararlılarla mücadele, toprak ıslahı, çayır, mera, toprak ve su korunması, ormanların korunması, planlanması, yetiştirilmesi, işletilmesi, sınırlandırılması çalışmaları, bunlara ait alt yapı çalışmaları ile tohum toplama, fidanlık, ağaçlandırma, erozyon kontrolü, etüt proje ve rehabilitasyonu, ormancılık araştırma ile milli park, orman içi dinlenme yerleri ve kent ormanlarının kurulması, bakım ve geliştirilmesi, her türlü iş ve gelir hayvanlarının (arı, ipek böceği ve benzerleri dahil) yetiştirilmesi, üretimi, ıslahı ve bunlarla ilgili bakım, güdüm, terbiye, kırkım, sağım ve ürünlerinin elde edilmesi, toplanması, saklanması ile bu hayvanların hastalık ve asalaklarıyla mücadele, Deniz İş Kanununun hükümleri saklı kalmak kaydıyla, kara ve su avcılığı ve bu yoldan elde edilen ürünlerin saklanması, taşınması ve üretilmesi.''

Bu esaslar doğrultusunda bir işin uygulanması bakımından sanayi, ticaret, tarım ve orman işlerinden hangisinin kapsamında sayılacağı, Sanayi ve Ticaret, Çevre ve Orman ile Tarım ve Köyişleri bakanlıklarının görüşleri alınarak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 6 ay içinde çıkarılacak bir yönetmelikle düzenlenecek.

-İŞSİZLİK ÖDENEĞİ ARTIYOR-

İş gücü piyasasına yeni girenler ile iş gücü piyasasında daha önce bulunmakla birlikte halen işsiz olanların da aktif istihdam faaliyetleri çerçevesinde İşsizlik Sigortası Kanunu kapsamına alınacak. Buna göre, işsizlik sigortasının amacı, işsizlik sigortasına ilişkin kuralları ve uygulama esaslarını düzenlemek ve bu kanunda öngörülen hizmetlerin verilmesini sağlamak olacak.

Sigortalı işsizler doğrudan veya elektronik ortamda da İŞ-KUR'a başvurabilecek, işverenler tarafından tanzim edilmesi gereken işten ayrılma bildirgelerinin fiziki ortamla birlikte elektronik ortamda da verilip-alınabilmesi sağlanacak. Kurumca bu kanuna göre yapılacak işlemlere ilişkin elektronik ortamda bilgi ve belge istenebilecek veya bilgi ve belge verilebilecek.

Ayrıca, sigortalı işsizler ile kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri, mesleki eğitim, iş gücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilecek ve iş gücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılacak. Bu kapsamda yapılacak giderler İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak. Bu giderlerin yıllık miktarı, işsizlik sigortası primi olarak bir önceki yıl içinde Fon'a aktarılan devlet payının yüzde 30'unu geçemeyecek. Bu oranı yüzde 50'ye kadar çıkarmaya Bakanlar Kurulu yetkili olacak. Ancak, işsizlik ödeneğinden yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate alınmayacak.

Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son 4 aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde 40'ı olacak. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, İş Kanununa göre 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde 80'ini geçemeyecek.

İlk işsizlik ödeneğinin ödemesi, hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılacak. Ölen sigortalı işsizlere işsizlik ödeneğinden yapılan fazla ödemeler geri alınmayacak.

-ÜCRET GARANTİ FONU-

İşverenin; konkordato ilan etmesi, işveren için aciz vesikası alınması, iflası veya iflasın ertelenmesi nedenleriyle işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere, işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan 3 aylık ödenmeyen ücret alacaklarını karşılamak amacı ile İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir Ücret Garanti Fonu oluşturulacak. Yapılacak ödemelerde; işçinin, işverenin ödeme güçlüğüne düşmesinden önceki son bir yıl içinde aynı iş yerinde çalışmış olması koşulu esas alınarak temel ücret üzerinden ödeme yapılacak. Bu ödemeler, Sosyal Sigortalar Kanunu uyarınca belirlenen kazanç üst sınırını aşamayacak.

Ücret Garanti Fonu, işverenlerce işsizlik sigortası primi olarak yapılan ödemelerin yıllık toplamının yüzde 1'i olacak.

İşverenin, genel ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle iş yerindeki haftalık çalışma sürelerini geçici olarak önemli ölçüde azaltması veya iş yerinde faaliyeti tamamen veya kısmen geçici olarak durdurması halinde, durumu derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirecek.

-İŞÇİLERE KISA ÇALIŞMA ÖDENEĞİ ÖDENECEK-

İş yerinde geçici olarak en az 4 hafta işin durması veya kısa çalışma hallerinde işçilere çalıştırılmadıkları süre için işsizlik sigortasından kısa çalışma ödeneği ödenecek. Kısa çalışma süresi, zorlayıcı sebebin devamı süresini ve 3 ayı aşamayacak. İşçinin, kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanma şartlarını yerine getirmesi şartı aranacak.

Günlük kısa çalışma ödeneğinin miktarı, işsizlik ödeneği miktarı kadar olacak. Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler, başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülecek.

-İŞSİZLİK FONUNDAN GAP'A KAYNAK-

İşsizlik Sigortası Fonunda 1 Haziran 2000-31 Aralık 2007 tarihleri arasında biriken devlet payı ve nemasının 2012 yılına kadarki faizi, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) kapsamındaki yatırımlar öncelikli olmak üzere, bölgesel ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeye yönelik yatırımların finansmanı için kullanılacak.

2008'e ait fon nema gelirlerinden 1 milyar 300 milyon YTL, GAP için kullanılacak. Bu ödenekler 2008 bütçesiyle ilişkilendirilecek. Bu parayı, ilgili idare bütçesine kaydetmeye Maliye Bakanı yetkili olacak.

İşsizlik Sigortası Fonundan aktarılacak kaynakla gerçekleştirilecek yatırımlarla elde edilecek getirilerle varlık satışlarından elde edilecek gelirler, Yüksek Planlama Kurulunca belirlenecek oranı, kullanılan kaynak tutarını aşmamak kaydıyla fona aktarılacak.

-GENÇ VE KADINLARIN İSTİHDAMI-

18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük olanlar ile kadınların istihdamını teşvik amacıyla uygulanan prim indirimi İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak.

İşe alınan kadınlar ile 18-29 yaş arasındaki gençlere ait SSK primleri, 5 yıl boyunca İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak. Buna göre, kadınlar ve gençlerin, işverene ait sigorta priminin; 1. yıl için yüzde 100'ü, 2. yıl için yüzde 80'ini, 3. yıl için yüzde 60'ı, 4. yıl için yüzde 40'ı, 5. yıl için yüzde 20'si İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak.

İşveren hissesine ait primlerin İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanabilmesi için, sigortalıların aylık prim ve hizmet belgelerinin Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şartı aranacak.

İşveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, bu gecikme zammı işverenden tahsil edilecek. Bu hükümler, kapatılarak değişik bir ad veya unvan olarak aynı faaliyette açılan iş yerleri hakkında uygulanmayacak

Kızılkaya Limanı'nı Efesan Grubu aldı

limannnnn Daha önce Şişecam Grubu ndan Ferro Döküm ü alan Efesan, İstanbul Demir Çelik'ten tüm hisseleri devraldı

Kızılkaya Limanı’nı işleten İstanbul Demir Çelik A.Ş’nin tüm hisselerini Mart ayında satın alan Efesan Grubu, limanın yeni sahibi oldu. Daha önce Şişecam Grubu’ndan Ferro Döküm’ü alan Efesan Grubu’ndan yapılan açıklamada, Grubun, İstanbul Demir Çelik A.Ş’nin tüm hisselerini satın aldığı bildirildi.
Açıklamaya göre, şirket Demir-çelik, döküm, gayrimenkul, lojistik iş alanlarına liman işletmeciliğini de ekleyen Efesan Grubu, limana Efesan Port adını verdi.
Efesan Port’un Efesan Grubu bünyesine katılmasının bir satın alma ve kapasite arttırma projesi olduğunu ifade eden Efesan Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Efe, ”Efesan Grubu 2002 yılından beri bölgede bir liman satın almak için araştırmalarda bulunuyordu. Çünkü demir-çelik faaliyetlerinin yürütülmesi sırasında liman hizmetlerini sıklıkla kullanıyoruz” dedi.
Demir çelik sektöründe ithalat ve ihracat taşımalarının yaklaşık yüzde 90’lık bölümünün maliyet avantajı sağlaması nedeniyle denizyoluyla yapıldığına dikkat çeken Efe, söz konusu ürünlerin ithalat ve ihracatlarında süratli, hasarsız ve ekonomik olarak yükleme-boşaltma yapabilecekleri alt yapı ve ekipmanlara sahip limanlar tercih edildiğini belirtti.
Efe, liman ve terminal hizmetlerinin bu nedenle büyük önem taşıdığını, Efesan Port’un ulaşım ve liman hizmetleri açısından Türkiye’nin en hareketli bölgesi Marmara Bölgesi’nde ve İzmit Körfezi’nde olması nedeniyle öneminin daha da arttığını kaydetti.
Efesan Port’un, mevcut kuru yük elleçleme hizmetlerine devam edecek ve ilave yeni yatırımlar ile gemi yanaşma yeri imkanlarını artıracağını vurgulayan Efe, sıvı yük antrepo işletmeciği ile her türlü likid mal depolama tesisleri kurarak müşterilerinin imkanına sunacağını bildirdi.
Efe, “Tamamen üçüncü kişilere yönelik olarak planladığımız sıvı yük taşımacılığı konusundaki yatırımımızın çerçevesi önümüzdeki dönemde netleşecek. Efesan Grubu’nun 36 yıldır yurt içi ve yurt dışı faaliyetlerinde oluşturduğu müşteri odaklı hizmet felsefesini mevcut insan kaynağı, yeni yönetim kadrosu ve deneyimli personeliyle sürdürecek olan Efesan Port, güven, sürat ve dostluğa dayalı iş anlayışıyla bölgenin öncelikli tercih edilen bir liman işletmesi olacaktır” dedi.
İstanbul Demir Çelik bünyesinde 1990 yılından bu yana Kızılkaya Limanı olarak faaliyet gösteren Efesan Port, toplam 23 bin metrekarelik bir alanda bulunuyor. İzmit Liman Başkanlığı yetki alanında bulunan Efesan Port’un 75 bin metrekarelik geri sahası, açık depolama, park alanı ve iç ulaşım yolları olarak kullanılıyor. Liman ve geri saha arasında bulunan alt ve üst geçitler sayesinde her ebat ve cinste yük, vinç ve ekipmanın limana giriş çıkışı kolaylıkla sağlanabiliyor.
Efesan Port, Dilovası’nda büyük sanayi tesislerinin yakınında bulunuyor. TEM otoyoluna ve E-5 karayoluna 1 kilometre mesafedeki Efesan Port bu özelliği nedeniyle önemli bir avantaja sahip...

Küresel krizde kötü günler geride kaldı

kahnnnnnnn IMF Başkanı Strauss-Kahn, ekonomik krizde en kötü noktadan dönüldüğünü söyledi

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Dominique Strauss-Kahn, ABD'deki tutsat (mortgage) piyasasında başlayarak dev bankaların yüz milyarlarca dolar zarar etmesine neden olan ekonomik krizde en kötü noktadan dönüldüğünü söyledi.

Avrupa Parlamentosu (AP) Ekonomi ve Parasal İşler Komitesi'nde konuşan Strauss-Kahn, krizin merkezi ABD'de, mali kurumların zararlarının büyük bölümünün açıklandığını belirterek “En kötü haberler geride kaldı” dedi.

Mali krizin reel ekonomiye olumsuz yansımaya devam edeceği uyarısında da bulunan Strauss-Kahn, piyasalardaki çalkantının etkisinin muhtemelen 2009'un ortasına kadar “birkaç çeyrekte daha hissedileceğini” kaydetti.

IMF Başkanı Strauss-Kahn, fiyatların hızla gerilediği konut piyasası toparlanmadan ABD ekonomisinin kayda değer büyüme gerçekleştiremeyeceğini ifade etti.

480 kişiyi dolandıran bankere bin yıl hapis

davaaaaaa1 42 yaşındaki Abdullah Kemal Muhammed, kurbanlarını yüksek faiz vaadiyle kandırdı..

Mısır'da yüzlerce insanı dolandırmaktan yargılanan bir kişiye bin yıl hapis cezası verildi. 
 
 
 
Adli kaynaklar, kurbanlarını, paralarıyla yatırım yaparak kendilerine faiz ödeyeceği vaadiyle kandıran 42 yaşındaki Abdullah Kemal Muhammed'e, yargılandığı ceza mahkemesi tarafından bin yıl hapis cezası verildiğini açıkladı.

Yıllar içinde 480 kişiyi dolandırdığı belirtilen ve ortadan kaybolan söz konusu kişinin, geçen Kasım ayında komşusu olan kurbanlarından birinin kendisini tanıması ve polise haber vermesi üzerine başkent Kahire'de yakalandığı belirtildi.

Bedava ampul dağıtılacak

ampul resmi Bakan Güler evlerde verimsiz çalışan akkor lambaların gönüllü olarak değiştireceklerini açıkladı

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Enerji Verimliliği Projesi kapsamında tüm Türkiye’deki evlerde verimsiz çalışan akkor lambaların, verimli lambalarla gönüllü olarak değiştireceklerini bildirdi.

Türkiye Teknik Elemanlar Vakfı (TÜTEV) tarafından Ankara Hilton Otelinde düzenlenen "Enerji Verimliliği ve Tasarrufu" paneline katılan Bakan Güler, gelişen Türkiye’de enerji tüketiminin her yıl arttığını, Türkiye’nin elektrik ve doğal gaz tüketim artışının dünyada Çin’den sonra ikinci sırada yer aldığını söyledi.

Elektrik tüketim artışında Avrupa ülkelerinin ortalamasının yüzde 1,5,
Türkiye’de ise yüzde 8,5 olduğuna işaret eden Güler, Antalya gibi bazı illerde elektrik tüketim oranının yüzde 27’nin üzerine çıktığına dikkat çekti.

Enerji politikalarını belirlerken birinci önceliklerinin enerji verimliliği, ikinci önceliklerinin de yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık vermek olduğunu söyleyen Güler, enerji verimliliği ve yerli enerji potansiyelini harekete geçirilerek tüm projelere "evet" dediklerini bildirdi.

Çevresiz bir enerji, ekolojik dengesiz bir çevre düşünülemeyeceğini anlatan Güler, enerjinin insan sağlığı, çevre ve ekolojik denge açısından büyük önem taşıdığını, enerjinin sadece insan sağlığına 1 trilyon dolarlık bir etkisi olduğunu kaydetti.

Çevreye verdikleri önem nedeniyle göreve geldiklerinde ilk olarak bütün
termik santrallerde baca gazı ve atık sorununu çözmek için projeler
ürettiklerini ifade eden Güler, bunun için de bugüne kadar yaklaşık 1,5
milyar dolar harcandığını bildirdi.

Yenilenebilir Enerji Kanunu çıkartarak bir devrim yaptıklarını da kaydeden Enerji Bakanı, böylece boşa akan suyun, boşa esen rüzgarın, jeotermalın, güneşin enerji olarak değerlendirilmesi için projeler yapıldığını söyledi. Bakan Güler, "Doğal gazın peşine düştük, yerli kaynaklarımızı ihmal ettik. Şimdi bu kaynaklarımızı yeniden keşfediyoruz. Suyumuzun sadece 3’te 1’ini kullanıyoruz. Geri kalanı da kullanmak için büyük bir çalışma içindeyiz. Cumhuriyetimizin 100. yılında tüm su kaynaklarımızın kullanımını sağlamayı hedefliyoruz" diye konuştu.

"MÜHENDİSLER MÜHENDİS OLDUKLARINI BİZİM DÖNEMİMİZDE ANLADI"

Doğal gaz ve petrol aramaları, yenilenebilir enerji projeleri nedeniyle
makine, maden, jeoloji, petrol mühendislerinin bürolarının dolu olduğunu
kaydeden Güler, "Mühendisler mühendis olduklarını bizim dönemimizde
anladılar. İlk göreve başladığımızda bize (Ne iş olsa yaparız, şoförlük
bile yaparız) diye başvuruda bulunurlardı. Şimdi mühendislerimiz yüksek
ücretlerle özel sektöre gidiyorlar" diye konuştu.

ENVER PROJESİ

Kaynak potansiyelinin harekete geçirilmesinin yanı sıra her geçen gün
artan fiyatlar karşısında enerjiyi verimli kullanmanın da büyük önem
taşıdığını belirten Bakan Güler, toplumda enerji verimliliği bilincinin
oluşturulması için Enerji Verimliliği Projesini hazırladıklarını söyledi.
Enerjinin "en"ini, verimliliğin "ver"ini alarak projenin maskotu
olarak Enver tiplemesini oluşturduklarını anlatan Güler, aydınlatan,
ışıtan anlamını da taşıyan Enver ve ilgili bürokratlarla birlikte tüm
Türkiye’yi dolaşarak, enerji verimliliği konusunda toplumu aydınlatmaya
çalıştıklarını bildirdi.

Birçok evde kullanılan akkor lambaların son derece verimsiz olduğunu,
üstelik ortamın ısınmasına neden olduğunu anlatan Enerji Bakanı, Enerji
Verimliliği Projesi çalışmaları kapsamında akkor lambaları gönüllü
olarak verimli lambalar ile değiştirdiklerini kaydetti.
Bakan Güler, "Her bir verimli lamba karbondioksit salınımı nedeniyle
iki ağaç dikmek anlamına geliyor. Tüm Türkiye’deki akkor lambaları
değiştirdiğimiz zaman 2 Keban Barajı karımız olacak. Bunun için şu anda
70 milyon verimli lambaya ihtiyacımız var. Böylece 140 milyon ağacı da
karbondioksit eşdeğeri olarak dikmiş oluyoruz" diye konuştu.
Evlerde kullanılan beyaz eşyalarda da enerjiyi en iyi kullandığının
ifade edildiği A grupları tercih edildiği zaman 2 Keban Barajı daha
kazanılacağını söyleyen Güler, "İşte size sosyal sorumluluk. Yaşam
kalitenizden ödün vermeden enerjiyi verimli kullanabilirsiniz" diye
konuştu.

Kapatma davası tüketimi azalttı

1 Davanın açıldığı mart ayındaki tüketim harcamaları sektör oyuncularını mutlu etmedi

Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer, pirinçteki fiyat artışıyla ilgili, "Bu durum, doların düşük kalmasından dolayı spekülatörlerin yeni balon yaratma hevesidir. Eylül ayına kadar ancak sürer, sonra balon söner." dedi.
AK Parti'ye kapatma davasının açıldığı gün kredi kartı kullanımında yaşanan patlama market harcamalarına yansımadı. 
 
 
 
Davanın açıldığı mart ayındaki tüketim harcamaları sektör oyuncularını mutlu etmedi. Sektörünün önde gelen zincirlerinden Carrefoursa'nın yerli ortağı Sabancı Grubu'nun Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer, AK Parti'nin kapatılması davasının ciddi bir konu olduğunu ve bunun ekonomiyi, tüketimi etkilememesinin düşünülemeyeceğini kaydetti. Dinçer, "Mart, ocak ve şubata göre daha kötü geçmiştir. Martta bir olumsuzluk gözlemlendi. Ancak ocak ve şubatın olumlu performansı ile martı şu anda dengelemiş durumdayız. Ama kapatılma davası önemli bir risktir. Bunun altını çizmek lazım." ifadelerini kullandı. Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer, şirketleri hakkında bilgi vermek ve sektördeki gelişmeleri değerlendirmek üzere gazetecilerle sohbet toplantısı düzenledi. Tüketici güven endeksindeki ciddi düşüşe dikkat çeken Dinçer, buna karşılık henüz tüketim eğrisinde o kadar olumsuz bir tablo olmadığını vurguladı. Alışveriş Merkezleri ve Perakendeciler Derneği verilerine göre Türkiye'de perakende sektöründe satışlar enflasyon kadar büyüdü. Dinçer bu veriyi, "Yani yangın yok." şeklinde yorumladı. 2007 itibarıyla 168 milyar dolara ulaştığı hesaplanan perakende sektörü büyüklüğünün 2010'da 237 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Gıda kısmı, perakende pazarının yaklaşık 87 milyar dolar ile yarısını oluşturuyor. Haluk Dinçer, bu bilgilere atıfta bulunarak, modern perakendenin toplam içindeki payının henüz yüzde 35 seviyesinde olduğunu aktardı. Ardından sektöre yabancı ilgisinin artmasını ve oyuncular arasında birleşmelerin sürmesini beklediklerini söyledi. Sabancı önümüzdeki dönemde 'güçlü yerel zincirleri' bünyesine katarak, büyümesini sürdürecek. Migros'un bölünerek yeniden satışı gündeme gelirse, yeni bir değerlendirme yapacaklar.

Perakende'yi, ana işkollarından biri ve büyüme alanı olarak belirleyen Sabancı Holding, CarrefourSA (genel perakende), DiaSA (indirim marketi) ve TeknoSA ile (elektronik) pazarın önemli oyuncularının başında geliyor. Yaklaşık 900 noktada faaliyet gösteren holding, sadece bu sektörde 13 bin kişiyi istihdam ediyor. Grup, son üç yılda yaptığı hamlelerle yüzde 30 büyüdü ve 2004'te 1,6 milyar YTL olan kombine cirosunu 2007'de 3,5 milyar YTL'ye taşıdı. Perakendede 2010 ciro hedefini 7 milyar YTL olarak belirleyen holding, faaliyet noktası sayısını bin 300'e çıkarırken, üç yılda 7 bin kişiyi daha işe alacak. Sabancı, perakendeye 2010'a kadar 600 milyon YTL'nin üzerinde yatırım yapacak. Sabancı, İstanbul Bahçelievler'de inşa ettiği kendisine ait alışveriş merkezini bu yıl sonuna kadar tamamlayacak. Merter'deki yerin ise iki yıla kadar bitirilmesi planlanıyor.


Hipermarket tasarısının geçeceğini tahmin etmiyorum

Perakendeciler, kamuoyunda 'hipermarketler yasa tasarısı' olarak bilinen düzenlemeden rahatsız. Haluk Dinçer, tasarının, patronlar kulübü TÜSİAD ve sektörün çatı örgütü AMPD'nin sunduğu görüşlerin aksi yönde Başbakanlık'a sunulduğunu belirtiyor. Sabancı'nın perakendeden sorumlu yöneticisine göre tasarı ile modern perakendenin gelişimi ve yeni mağaza açmak engelleniyor. Kendilerinin "Gelenekseli korumak adına tüketiciyi cezalandırmayın." görüşünü aktardıklarını kaydeden Dinçer, AK Parti'nin liberal ekonominin gelişmesine büyük katkıları olduğuna işaret ederek, "Ben şahsen bu yasanın geçeceğini hiç tahmin etmiyorum." dedi. Yasanın bu haliyle geçmesiyle yabancı sermayenin ciddi biçimde hırpalanacağını savundu. Pazar günleri kepenk kapatmanın sektördeki satışları etkileyeceğini, Carrefoursa'nın cirosunun en yüksek bölümünün hafta sonlarından geldiğini ifade etti. Mağazalarının cirolarının yaklaşık yüzde 20'sinin cumartesi, yine yüzde 20'sinin de pazar günleri gerçekleştirdiğini belirtti.

Aldığımız ortaklık tekliflerine artık 'neden olmasın' diyoruz

Sabancı, teknoloji alanındaki lider marketi Teknosa'da, daha önce 'hayır' diye sırt çevirdiği ortaklık tekliflerine şimdi 'neden olmasın' diye yaklaşıyor. Aralarında dünya devlerinin de bulunduğu pek çok şirket de dahil olmak üzere, Türkiye ile ilgili bilgi toplamak isteyen, Türkiye'ye gelmek isteyen herkesin kapılarını çaldığını aktaran Sabancı Holding Perakende Grup Başkanı Haluk Dinçer, "Biz bilgi almak için gelenlere kahve ikram ettik. Ama ortaklık teklif edenlere bugüne kadar 'hayır' dedik. Bugün 'neden olmasın' diyoruz. Bize stratejik anlamda değer katacak bir ortak bulabilirsek ve bu ortak günlük işleri bize bırakırsa yüzde 30 ila 40 mertebesinde satış yapabileceğimizi düşünüyoruz. Bu demek değildir ki böyle bir arayış içindeyiz. Ancak bunu şu anda değerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı. Sabancı, Teknosa'yı 2010 yılı gibi Borsa'ya açmayı düşünüyor
 

ZAMAN

Açlık ölüm getirdi

Açlık ölüm getirdi
14 yaşındaki kız bir dilim ekmek olmadığı için evden aç çıktı. Okul dönüşü açlığın verdiği dalgınlıkla otomobilin altında kaldı

19.04.2008 17:17
Organlarıyla 6 kişiye hayat veren Sercan'ın ölümünün ardında bir dram çıktı. Ailenin arka arkaya üç gün aç yattıkları olmuş..

İzmir Buca'da oturan 14 yaşındaki Sercan Bodruk, geçtiğimiz hafta Buca Atatürk İlköğretim Okulu'ndan çıktıktan sonra, karşıdan karşıya geçmek isterken hızla gelen bir otomobilin altında kaldı. Talihsiz kız 6 gün süren yaşam savaşını kaybedince, ailesi organlarını bağışladı.

BÜTÜN GÜN AÇ GEZMİŞ

Ancak küçük Sercan'ın ölümünün ardından büyük bir dram çıktı. Annesi Durdu Doruk, inşaat işçisi olan eşi Himmet Bodruk'un düzenli iş bulamaması nedeniyle, bazen günlerce evlerine yiyecek girmediğini söyleyerek, "Akşam evde kalan son unla bir ekmek yapmıştım. Kızım akşam yemeği olarak, üzerine margarin sürdüğü 1 dilim ekmek ve bir domates yemişti. Sabah bir dilim ekmeğimiz dahi kalmamıştı. Sabahçı olan kızımı, akşam geldiğinde yine 'margarinli ekmek hazırlama sözü' vererek, aç aç okula gönderdim. Kızım da yoldan karşıya geçerken, açlığın neden olduğu dalgınlıkla minibüsün altında kalmış olabilir" dedi.

POLİS OLACAKTI

Polis olup ailesine bakmak isteyen Sercan'ın babası Himmet Borduk da, bir haftayı 1 tencere bulgur pilavıyla geçirdikleri ve 3 gece arka arkaya aç yattıkları günler olduğunu anlatarak, "Kızım her sofraya oturuşumuzda, 'Bizim ne zaman ekmeğimiz, suyumuz, yemeğimiz ve salatamız bir arada olacak? derdi" diye konuştu.

Sabah

"Dayak yemedim"

"Dayak yemedim"
Ebru Destan dayak yediği yönündeki dedikodulara cevap verdi

19.04.2008 15:21
Ankara'nın ünlü gece kulüplerinden birinde,  Ahmet Turgut'un yeğeni Şahin Turgut tarafından dövüldüğü konusundaki soruları da yanıtlayan "Gördüğünüz gibi elim ayağımda bir sakatlık yok, gözüm yüzüm de şiş değil. Bu kocaman bir yalan. Ben Ankara'ya Vitriline'nin tanıtımı için gittim işimi yaptım ve döndüm. Bir arkadaşımı ziyaret için Başkent'e gitmişim, kız arkadaşım varmış. Bunlar yalan. Yanımdaki kız dedikleri menajerimdi. İşte gördüğünüz ne gözüm de morarma, ne de yüzümde şişlik var. Bu yalanı kim neden uydurdu onu da bilmiyorum" dedi.

Get your own Chat Box! Go Large!